Home GÜNCEL Çocuk ve Genç Erişkinlerde Hipertansiyon ile Mücadele “Avrupa HyperChildNET Haftası “

Çocuk ve Genç Erişkinlerde Hipertansiyon ile Mücadele “Avrupa HyperChildNET Haftası “

0

Yüksek kan basıncı yaşamın erken dönemlerinde ortaya çıkabilen yaşam boyu süren bir risk faktörüdür. Orta yaşlı ve yaşlı bireylerde bu durumu tanımlamak ve yönetmek için etkili adımlar atılmasına rağmen, çocuk vegenç erişkinlerde yüksek kan basıncı sorununa daha az ilgi gösterilmiştir. Erken çocukluk, çocukluk ve genç erişkin odaklı çalışmalar ve araştırmalar büyük önem taşımaktadır.

Avrupa Hipertansiyon Derneği üyesi ve Hipertansiyon ve Ateroskleroz Derneği Başkanı Prof. Dr. Serap Erdine, çocuk ve genç erişkinlerde hipertansiyon çalışmalarına Sağlık Bilimleri Üniversitesi ile işbirliği içinde, Valencia Üniversitesi Pediatri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Empar Lurbe başkanlığında kurulmuş olan HyperChildNET çalışma ağının yürütme komitesinde görev alarak devam etmektedir.

Avrupa Bilim ve Teknoloji İşbirliği Derneği(COST)  tarafından desteklenen bir araştırma ağıolan HyperChildNET ‘in çekirdeği, daha önce Avrupa Hipertansiyon Derneği’nin (ESH) Çocuklarda ve Genç Erişkinlerde Hipertansiyon Çalışma Grubu’nun araştırmacı üyelerinden oluşmaktadır. HyperChildNET, çocuk ve gençlerde kan basıncı ve bağlı hastalıklar ile ilgili olarak, multidisipliner bir anlayış ile tanı, tedavi ve önleyici faktörler konusunda bilimsel araştırmaların yanı sıra koruyucu yaklaşımları, halk kitleleri ile paylaşarak farkındalık yaratmayı hedeflemektedir.

Bu amaçla 15-21 Kasım haftası tüm katılımcı ülkelerde Avrupa HyperChildNET Haftası olarak duyurulacak ve önleyici tedbirler ve farkındalık arttırma çalışmalarının yanısıra sağlıklı yaşam ilkeleri çocuklar, genç erişkinler, aileler, bakım uzmanları ve eğitimciler ile paylaşılacaktır. Hafta içerisinde ayrıca yapılmış olan bilimsel çalışmaların sonuçları hekimler ve sağlık karar vericilerine duyurulacaktır.

Çocuklarda ve genç erişkinlerde artan hipertansiyon sıklığı, önemli bir halk sağlığı sorunu haline gelmiştir. Kapsamlı bir önleyici program uygulamakçocuk ve genç erişkin sağlığını iyileştirmek için ön koşuldur.Buna paralel olarak, hem çocuklar ve genç erişkinler arasında yüksek kan basıncının tanım ve tedavisini iyileştirmek hem de önleyici çevresel ve yaşam tarzı değişikliklerini sağlıklı beslenme, düşük tuz alımı, düzenli egzersiz, stres yönetimi ve dumansız yaşamgibi teşvik etmek için ortak bir kamu eylemi gereklidir.

Önleyici tedbirler yalnızca yaşam beklentisini artırmakla kalmayıp aynı zamanda yaşam kalitesini iyileştirir, sağlık bakım maliyetlerini azaltır ve bireylerin aktif ve sağlıklı kalmasını amaçlar.

Çocuk ve Genç Erişkinlerde Kan Basıncı

Çocuklukta yüksek kan basıncı, erişkinlerde hipertansiyonun en güçlü belirleyicisidir.15 yaşında bir erkek çocuğun kan basıncında 15 mmHG’lik yükseliş 35 sene sonra hipertansiyon olasılığını 18% arttırmaktadır. Bu oran kız çocuklarında %4 tür. Yüksek kan basıncı değerleri aynı zamanda Kardiyometabolik risk ile ilişkilidir ve erişkin dönemde koroner arter hastalığı, böbrek yetersizliği gibi sağlık sorunlarına neden olmaktadır. Hipertansiyon kalp böbrek merkezi sinir sistemi kan damarlarında erken dönemde yapısal değişikliklere yol açarak organ hasarlarına neden olmaktadır.

Yapılan çalışmaların sayısına rağmen, tanım, referans kan basıncı verilerinin dağılımı ve kan basıncı ölçüm yöntemlerindeki farklılıklar nedeniyle dünya çapında pediatrik hipertansiyon sıklığını belirlemek zordur. Orta Avrupa çalışmaları, genç erişkinlerde hipertansiyon sıklığının İsviçre’de %2.2, Macaristan’da %2.5 ve Polonya’da %4.9,Yunanistan’da %12 ve Portekiz’de %13olduğunu göstermiştir. Ülkemizde yapılan çalışmalar ile Türkiye’de pediatrik hipertansiyon sıklığı %9 olarak tahmin edilmektedir.

Hipertansiyon görülme sıklığı erkek çocuklarda, kızlara göre 4,25 kat daha fazladır. Genç erişkinlik dönemindeki kan basıncı değerleri hipertansiyon dışında, Kardiyovasküler ve Kardiyometabolikrisk belirleyicileri olabilir. Benzer şekilde, genç erişkinlikteki kan basıncı değerleri, orta yaşlı erkeklerde son

dönem böbrek hastalığı ile ilişkilidir. Yetişkinlikten önce klinik olarak anlamlı hale gelmeyebileceğinden,

kan basıncı yükselmiş çocuklarda ve genç erişkinlerde organ hasarının izlenmesi bu nedenle önemlidir.

Kan basıncı anormalliklerinin erken tanısı, yaşamın ilerleyen dönemlerinde Kardiyovasküler morbidite ve mortaliteyi azaltabilecek erken müdahaleler için çok önemlidir. Bu nedenle, mevcut kılavuzların fikir birliği, 3 yaşından itibaren çocuklarda kan basıncının ölçülmesi gerektiği yönündedir. Normal değerlerde her 2 yılda bir tekrarlanması, yüksek normal kan basıncı olan ve organ hasarı olmayanların 1 yıl sonra tekrar kontrol edilmesi gerekmektedir.

Çocuklarda yüksek kan basıncı için tanı kriterleri, yaş ve vücut büyüklüğü ile arttığı için yetişkinlerde olduğu gibi hipertansiyonu tanımlamak için tek bir kan basıncıdeğerinin kullanılmasını imkânsız kılar. Cinsiyet, yaş ve boy değişkenlerine göre hazırlanmış veriler ile kan basıncı ölçüm sonucu değerlendirmesi hekim tarafından yapılmalıdır. 16 yaş ve üzeri genç erişkinler yetişkinlerde kan basıncı ölçümü yetişkinler ile aynı şekilde değerlendirilir.

Erişkin yaşamda Kardiyometabolik hastalık gelişiminde doğum öncesive sonrası gelişim bozukluğunun etkisi belirlenmiştir. Riski azaltmayı amaçlayanstratejiler hamilelik sırasında ve yaşamın ilk yıllarında kritik bir fırsattır.

Ailede hipertansiyon veya Kardiyovasküler hastalık öyküsü, esansiyel hipertansiyonlu çocukları ve genç erişkinleri belirlemede etkin bir faktördür. İkincil hipertansiyon, yani ilişkili bir hastalık öyküsü de hipertansiyon tanısı için önemlidir. Pediatrik hipertansiyon çoğunlukla (vakaların en az %85’inde) altta yatan bir böbrek fonksiyon bozukluğu ile ortaya çıkar. Hipertansiyon, böbrek hastalığının birincil nedeni olmasa da, yüksek kan basıncı böbrek yetmezliği ilerleme hızını etkiler.

Yetişkinlerde hipertansiyon, şeker hastalığıve Obezite arasındaki sıkı ilişki, obez çocukların hipertansif vediyabetik olma riskinin yüksek olduğu anlamına gelir. Hipertansiyon normal kiloluların %1.4’ünde, fazla kiloluların %7.1’inde ve obez genç erişkinlerin %25’inde bulunmuştur. Cinsiyetten ayrı olarak vücut kitle endeksi (BMI), genç erişkinkan basıncının en güçlü belirleyici faktörüdür. Yakın tarihli bir çalışma, 6-18 yaşındaki aşırı kilolu veya obez hastalarda hipertansiyonsıklığının farklı referans değerlerine göre %27 ile%47 arasında değiştiğini bildirmiştir. 3-11 yaş arasındaki obez çocuklarda normal kilolu çocuklara göre iki kat daha fazla hipertansiyon gelişme riski bulunurken, şiddetli obezitesi olanlarda risk dört kattan fazla artmıştır.

Çocukluk çağı obezitesi, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde en sık görülen beslenme sorunudur ve görülme sıklığı 1980’lerin ortalarından bugüne kadar iki katına çıkmış ve sadece sıklığı değil aynı zamanda şiddeti de artmıştır. Aşırı kilolu ve obez çocuklarda, egzersiz veya davranışsal terapi ile birlikte bir diyet bileşenini içeren yaşam tarzı müdahalelerinin, hem kilo hem de kan basıncı dahil Kardiyometabolik faktörlerde iyileşmelere yol açabileceği gösterilmiştir.

Sürekli gelişen teknoloji ile birlikte insanların yaşam tarzının değişmesi, fiziksel aktivitede azalma, karbonhidrat ve şeker içeriği yüksek olan sağlıksız besin tüketimi, uyku düzeninde bozukluk, yüksek kan basıncı ve obezitenin önlenebilir nedenleri arasında yer almaktadır

Hipertansiyonda glukoz metabolizma bozukluğu görülme riski yüksektir ve diyabetli hastalarda hipertansiyon görülme sıklığı 2 kat daha fazladır. Hipertansiyon ve diyabet birlikteliği Kardiyovasküler ve renal hastalık riskini de belirgin olarak arttırır. Bir bütün olarak, diyabetli gençlerde yüksek kan basıncının farkındalığı, taraması, teşhisi ve tedavisi henüz tatmin edici olmamakla beraber, diyabetli çocuklarda kan basıncı düzeylerinin belirleyicileri arasındakötü beslenme, yağlanma, diyabetle ilişkili otonomik dengesizlik ve zayıf glukoz kontrolü bulunur. Diyabetli çocukların uzun vadede hipertansiyon ve böbrek hasarı açısından yüksek risk altında olduğu düşünülür. Yetişkin diyabetiyle ilgili deneyimlerimiz, diyabetli çocuklarda sıkı bir kan basıncı kontrolünün hedeflenmesi gerekliliğini güçlendirmektedir.

Başka bir hastalığa bağlı (böbrek, endokrin, Kardiyovasküler)  yüksek kan basıncı, altta yatan hastalığın tespiti ile tedavisinin başlamasını gerektirir. Bununla birlikte, antihipertansif tedavi öncesi “Yaşam tarzı değişiklikleri” öncelikle hedeflenmelidir.Antihipertansif tedaviye başlamak için aile öyküsü, hiperlipidemi, böbrek hastalıkları veya diyabet gibi kardiyovasküler morbidite ve mortalite için diğer risk faktörleri dikkate alınmalıdır. Hipertansif çocuklarda genel kardiyovasküler risk profilini iyileştirebileceğinden, farmakolojik tedaviye başladıktan sonra bile yaşam tarzı değişiklikleri devam edilmelidir.

Yüksek normal kan basıncı ve hipertansiyon sıklıkla bir veya daha fazla Kardiyometabolik risk faktörü ile ilişkilidir ve koruyucu ve önleyici tedavilerde yaşam tarzı değişiklikleri, özellikle kilo verme, dengeli beslenme, düzenli fiziksel egzersiz ve stres yönetimiönemlidir ve tüm bireyler için önerilir.

Yetersiz fiziksel aktiviteye sahip çocukların kan basıncının yükselmesi olasılığı yaklaşık üç kat daha fazladır ve düzenli fiziksel aktivitenin kardiyovasküler faydaları vardır.Fiziksel aktivitenin 3 aylık düzenli egzersiz eğitiminden sonra, kan basıncı üzerindeki önemli düşüş etkisi gözlenmiş, aktivite hacminin yoğunluktan daha önemli olduğu gösterilmiştir.

Prospektif çalışmalar, sağlıklı beslenmenin yaşam boyu kan basıncı üzerindeki olumlu etkilerini göstermiştir. Genç erişkinlik boyunca günde iki porsiyondan fazla meyve ve sebze tüketiminin, kan basıncının yükselmesi riskini yaklaşık %35 oranında azalttığı gösterilmiştir. Benzer şekilde doymuş yağı azaltılmış beslenme kan basıncını düşürür. Daha yüksek şekerle tatlandırılmış içecek tüketimi, genç erişkinlerde daha yüksek kan basıncı ile ilişkilidir. Çocuklarda ve genç erişkinlerde yüksek tuz alımı, yüksek kan basıncı ve hipertansiyon riski ile pozitif ilişkilidirve bir meta-analiz, tuz alımının günde 3 gram azaltılmasının kan basıncında 1,2mmHG azalmaya yol açtığını göstermiştir. Aşırı tuz alımı yalnızca kan basıncı yükselmesiyle değil, aynı zamanda diğer kardiyovasküler risk faktörleriyle de bağlantılı görünmektedir.

Tuz, tuz içeriği yüksek yiyecekler (paketlenmiş atıştırmalıklar, çerezler gibi), alkol, kafeinli içecekler (kahve ve soda gibi) kan basıncını yükseltebilir.

Tütüne çevresel maruziyet, kardiyovasküler hastalığın gelişimine ve şiddetine katkıda bulunan önemli bir risk faktörüdür. Kalp ve damar sistemi tütün kullanımına karşı oldukça hassastır. Kardiyovasküler riski belirlemede fetal ve erken yaşam faktörlerinin önemine dair biriken kanıtlar, annenin sigara içmekten vazgeçmesi ve kesinlikle dumansız bir ortamın büyük önem taşıdığını göstermektedir. Genç erişkinlerde evde sigara içmeme kurallarının teşvik edilmesi, sigara alımını önlemeye yardımcı olabilir.

Sağlıklı kilo, çevresel baskı etkilerini ortadan kaldırarak, egzersiz alışkanlıkları etkin sosyalleşmeye katkı sağlayarak, çocuk ve genç yetişkinlerin stres düzeylerinde önemli etkiye sahiptir.

Çocuk ve Genç Erişkinlerde Pandemi Döneminde Hipertansiyon

COVID-19’un kan basıncı ve hipertansiyon üzerindeki etkisi yeterince araştırılmamıştır.Fakat Pandemi sürecinin,kan basıncı kontrolünü ve kardiyovasküler riski olumsuz etkileyen çevresel, yaşam tarzı ve davranış değişikliklerineneden olduğu kesindir.COVID-19 karantinaları,evde geçirilen zamanın artması, çevrimiçi öğrenme, sınırlı fiziksel sosyal etkileşim özellikle sosyal izolasyonu en yoğun yaşayan gruplardan olan çocuk ve genç erişkinlerin günlük yaşamlarını önemli ölçüde değiştirdi. 22 ülkede 130.000’den fazla çocuk ve genç erişkini kapsayan araştırmalar, artan stres, endişe ve depresif belirtilerin yanı sıra artan yeme bozuklukları, internet bağımlılığı, alkol ve madde kullanımı ve davranış problemleri ortaya koymaktadır. Çağımızın önemli sorunu olan çocukluk çağı obezitesine bu durumun önemli katkısı olmuştur.

Fiziksek aktivite eksikliği, evde geçen sürenin uzaması,bilgisayar önünde geçirilen saatler, şekerli içecekler, tuzlu atıştırmalıklar, hazır gıdalar, daha sık yeme gibi davranışsal bozukluklar, uyku düzeni değişiklikleri, aktif sosyalleşme yoksunluğu, yalnızlık, anksiyete, stres gibi duygusal değişiklikler,huysuzluk, asabiyet gibi davranışsal değişiklikler, hava kirliliği, gürültü gibi çevresel etkiler kan basıncı ve kardiyovasküler risk artışında önemli etkiler gösterir.

Pandemi sürecinde koronavirüs hastalığından korunmak temel öncelik olmakla birlikte pandeminin yarattığı olumsuz etkileri azaltmakta önemli bir konudur. Pandemi sırasında ve sonrasında kan basıncı kontrolünü iyileştirmek için risk faktörlerini vurgulamakve önleyici tedbirleri uygulamak gereklidir.

Pandemi Dönemi ve Sonrası Önleyici ve Koruyucu Öneriler:

Sağlıklı kalmak ve bağışıklık fonksiyonunu sürdürmek için ev ortamında güvenli, basit ve kolay uygulanabilen çeşitli fiziksel aktiviteler ve oyunlar önerilmektedir. Evde yapılan fiziksel aktiviteler çocuklarda kas ve kemiklerin güçlenmesine, televizyon, tablet, bilgisayar gibi ekran önünde geçirilen sürenin azalmasına katkı sağlayacaktır.

Ebeveynler çocukları ile birlikte internet ve televizyon aracılığıyla fiziksel aktiviteye teşvik etmeye odaklanan sağlık ve egzersiz videoları eşliğinde aktiviteler planlayabilir. Bu çocukların hem uzun süre hareketsiz kalarak televizyon, bilgisayar ekranına maruz kalmasını önlemekte hem de aile içi sosyalleşmeyi ve paylaşımı artırmaktadır. Ayrıca ebeveynlerle birlikte yapılan aktivitelerin bu dönemde psiko-sosyal olarak etkilenen çocukların stres, korku ve endişesini azaltabileceği düşünülmektedir.

Vakitlerini evde geçirmekte olan çocukların enerji harcamalarına oranla daha fazla kalori almaları, düzensiz beslenmeleri önemli bir risk faktörüdür. İhtiyaç olan kadar besin alınması, özellikle meyveler, sebzeler ve az yağlı süt ürünlerinin taze tüketilmesi, sağlıklı beslenme ilkeleri doğrultusunda ev yemekleri hazırlanması ve gıda hijyenine dikkat edilmesi, aşırı yemeyi önlemek adına porsiyonlara dikkat edilmesi, çocukların daha küçük porsiyonlara ihtiyacıolduğunun göz önünde bulundurulması, tuz, şeker, yağ alımının sınırlıtutulması, yeterli su tüketilmesi gibi öneriler ebeveynler tarafından dikkate alınmalıdır. Ayrıca aile yemekleri, ebeveynlerin sağlıklı beslenme ve aile ilişkilerini güçlendirmek için çocuklarına rol model olacakları önemli bir fırsattır.

Ekrana maruz kalma süresinin artması ile çocukların televizyon reklamlarında enerji ve şeker içeriği yüksek, besleyici değeri düşük olan ürünleri (şekerli tahıllar, tatlılar, şekerli içecekler ve tuzlu atıştırmalıklar) tüketme isteklerinde artış olması da çocukların sağlıksız beslenmesine yol açan bir faktördür. Bu süreçte ebeveynler tarafından çocukların farklı aktivitelere yönlendirilerek televizyon, bilgisayar, tablet ekranlarına maruz kalma süresinin azaltılması önemli bir etkendir.

Pandemi döneminde stres, korku ve endişe içerisinde olan çocuklarda aşırı yeme gibi çeşitli yeme bozuklukları gözlenmiştir. Ebeveynler bu süreçte çocukları için fiziksel ve duygusal olarak güven verici ortam oluşturmalı, pandemi dönemi çocuğun yaşına uygun ve dürüst bir şekilde konuşulmalı, karşılıklı olarak duygu paylaşımı yapılmalı, mümkün oldukça çocuğun evde rutinlerine devam etmesi sağlanmalı ve çocuğa kendini ifade edebilecek oyun, fiziksel aktivite ortamları yaratılmalıdır.

Çocuklar okula gitmedikleri sürelerde yaşam tarzlarında önemli değişiklikler olmaktadır. Bu önemli değişikliklerden biri de uyku düzeninin bozulmasıdır. Pandemi döneminde toplam uyku süresinde artış olan çocuklar obezite açısından riskli bir grup olarak değerlendirilmektedir. Yapılan bir çalışmada gece geç saatlerde uyuyup sabahları geç saatlerde kalkan çocukların, erken uyuyup erken kalkan çocuklara göre hemen hemen aynı süre uyumalarına rağmen obezite olasılıklarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir.

Ebeveynler bu süreçte düzenli bir uyku çizelgesi oluşturmalı ve çocukların yataklarını uyku dışındaki aktiviteler için kullanmamasına, yatmadan önce çocuk ile birlikte kitap okuma gibi rahatlatıcı aktiviteler yapılmasına, evin gündüz güneş ışığı ile aydınlatılmasına, yemeğin uykudan en az 2 saat önce yenmesine ve çocuk odasının uyku için uygun olmasına (yaklaşık 19 ° C’de sıcaklık ve geceleri loş ışık) dikkat etmelidir.

NO COMMENTS

LEAVE A REPLY

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı buraya girin

Exit mobile version